1987 yılının, Mart ayında Kapadokya’da bayram geçiriyorduk. Soğuk ve yağışlı bir havaydı. Üşütmüştü. Kapadokya’nın güzelliklerine doyamadan, sadece ısınmak amacıyla, hiç planlamadığımız halde, içgüdüsel olarak, Antalya’ya gitmeye karar verdik.
Kapadokya’dan, Hasan Dağı’nın görkemine hayran kalarak, Konya yoluyla olağanüstü manzarası olan tepeleri aşarak, Manavgat’a indik ve ver elini Antalya...
Her nasılsa, Kaleiçi’nde kalmaya karar verdik. Konakladığımız yerin tam önünde, harap, neredeyse yıkılmaya yüz tutmuş bir ev vardı, bahçesinde de ait olduğu evi adeta kucaklayan kocaman bir kauçuk ağacı. Ağaç, yan sokaktan ana caddeye kadar uzanıyordu. Öylesine salkım saçak, o kadar görkemli ve çekiciydi ki, aslında ikinci derece tarihi eser olan bu virane evi saray gibi gösteriyordu.
Ve ben bu ağaca aşık olmuştum.
Evet, o ağaca tutulmuştum; tuhaf, ama gerçek...
İşte Kauçuk hikayesi böyle başladı, sadece bir ağaç yüzünden... Ve o günden beridir
uzun süren çabalardan sonra, kauçuk ve minik ev, bizim oldu; daha doğrusu birbirimize kavuştuk.
Hayalimde, o minik evi, tüm ailenin, özellikle de annemle babamın sık sık gelip konakladığı, onlar olmadığında da dostlarımın hep birlikte hoş ve keyifli zamanlar geçirebileceği bir mekana dönüştürmek vardı.
Kauçuk hoş bir eve dönüştü dönüşmesine ama babacığım onu göremeden aramızdan ayrıldı. 1997 yılından itibaren artık Kauçuk’da oturabiliyorduk. Tabii, ben, İstanbul’da yoğun iş hayatımdan arta kalan zamanlarda kaçamaklar yaparak gidiyordum Antalya’ya... Dostlarım da ben varken geliyorlardı ancak...
Kauçuk her zaman güzel ve çoğu zaman da yalnızdı.
2000 yılı Kauçuk’a bir gidişimde, rastlantı sonucu, tam yanındaki evin de satılmakta olduğunu öğrendim. İstenilen tutar babamdan bana miras kalan para kadardı. Hiç düşünmeden karar verdim ve ertesi gün hemen onu satın aldım. Babamdan kalan miras para hem onun çok sevdiği Antalya’ya gidecekti, hem de Kauçuk büyüyecek ve hepimiz için bir dinginlik mekanı olacaktı. Kauçuk gibi yine ikinci derece tarihi eser olan bu yeni evin de aslına uygun olarak yapılmasında pek çok sorunla karşılaşacağımı bilmiyordum henüz..Yapım aşaması uzun sürdü ama sonunda bitti ve şimdi sizlerle paylaşabilmem için hazır hale geldi.
Kauçuk’un yapım aşaması kolay olmadı.
Tarihi veya eski eser binaların aslına sadık kalarak günümüz kullanımına uyarlanması, proje aşamasından malzeme seçimine kadar zevkli ve bir o kadar da külfetli bir işmiş, öğrendim. Ama, Kauçuk, mimarımız Sevgili Bedii Tınmaz olmasaydı ortaya çıkamazdı. Onun sonsuz desteği, her soruna bulduğu yaratıcı çözümler, ben çok üzülüp
yorulduğumda ve hatta çıldırdığımda tüm sevecenliğiyle ve sakinleştirici etkisiyle yanımda oluşu ve mimarlığı...
Tam burada, gerçekten işini çok seven ve bir o kadar da saygı duyan mimar Bedii Tınmaz’a yürekten müteşekkir olduğumu söylemek isterim.
Bugün Kauçuk için “Butik Ev” veya “Butik Otel” diyebiliyorsak, bu, daha ilk çivisi çakılırken çok kendine özgü bir anlayışla yapıldığı içindir; yoksa, sadece 8 odası ve bir suit katı olduğu için değil...
Kauçuk çok özenle yapıldı, tüm ahşap işleri el yapımıdır. Korkarım, kısa bir süre sonra bu tür işler yapılamayacak; çünkü, ustalarımızın yerine yenileri yetişmiyor. Tüm demir işleri, yine burada, Kauçuk’un bahçesinde yapılıp yerlerine yerleştirildi. Çok emek harcandı ve emek hep sevgiyle üretildi. Ustalarımız Kenan Emanet ahşap ve İsmail Ayaz demir işçiliğini İstanbul’dan gelip günlerce Kaleiçi’nde kalarak yaptılar.
Şimdi 2009 yılındayız ve Kauçuk’la tanışalı tam 22 yıl olmuş...
Tanışma sırası artık sizde. Umarım, herşeyini çok özenerek hazırladığımız bu “butik otel” de huzur bulur ve her zaman konuğumuz olursunuz...
Pembe Ev’i Kauçuk’un küçük bir işletme olacağını düşünerek aldım. Buranın tasarımı misafirlerimizin dostlarıyla birlikte konaklamasını amaçlayarak yapıldı. Gözlemlediğim kadarıyla, pek çok dostum tatillerini en yakın arkadaşlarıyla birlikte geçirmek istiyorlar. İşte, Kauçuk, size bu olanağı sunuyor. Dostlarınızla beraber, kendinizi evinizde hissedeceğiniz kadar sıcak, tatiliniz için herşeyin düşünüldüğü bir mekan... Kauçuk, tamamen size ve arkadaşlarınıza ait olsun diye düzenlendi.
Kauçuk Butik Otel’de 11 oda var. Bunların sekizi Pembe Ev’de ve diğer üçü ise Yeşil Ev’de, Gaia Suit'de...
Gaia Suit özel bir kat olarak düzenlenmiştir. Ailece kalmak isteyen misafirlerimize, burayı öneriyoruz.
Butik Otel’imizde bütün odalarımız iki kişilik... Pembe Ev’de ise, tek kişiyi konuk edeceğimiz bir odamız var. Pembe Ev’de duş ve tuvalet odalarda konumlanmış durumda, hepsi de mermer ve mozaik seramiklerle kaplı... Gaia Suit' de ise “Feride”’ odası ebeveyn yatak odası, “Margaret” ve “Ayşe Hadiye” odaları da ortak banyo ve tuvaleti kullanmaktalar...
Odalara, hayatımda yeri olan özel kadınların ve çocukların isimlerini verdim. Hepsinin bir anısı var, o yüzden...
Gelelim “Kauçuk” daki yemek düzenimize... Mutfağımızın konsepti “Akdeniz” oluyor.Hem çok sağlıklı hem de eğlenceli... Sürprizleri de bol...
Antalya'nın bahçelerinden günlük olarak dalından taptaze gelecek sebze ve meyvelerden sizler için özel olarak hazırlanacak kahvaltımızı ve gün içinde de sürprizlerimizi tadabilirsiniz.
Sizleri konuk etmek için sabırsızlanıyoruz.
Rengin Ekmekçioğlu

